11. Boyut ve Paralel Evrenler | Evren’in Boyutları

In this video

Bu bölümde gerçeğin dışına çıkıp evrenin boyutları ve özellikle de en çok kafa karıştıran teorierden biri olan 11 boyutu konu hakkında yapılmış fantastik çalışmalarla, bilim insanlarının ortaya teorilerle ve somutlaştırılmış örneklerle anlatacağız.

Gündelik yaşamda boyut kavramını sıkça duyarız. Genelde çoğunlukla bilinen sinema ya da televizyonlarda 3D (başka bir ifadeyle dimension-boyut) dur…

Bizler 3 boyutlu bir ortamdayız ve her gün o 3 boyutun etrafında yaşıyoruz. İnsanlar 3 boyutlu objeleri algılayabilir çünkü 3 boyutlu bakış açısına sahip olduğumuz için aralarında bir ilişki kurabiliriz

Ancak bilime göre bu çok farklı, çok detaylı ve çok fazla bilinmeyeni olan bir konu…. Yaşadığımız Evren üç boyutlu ve zamanı da eklersek dört boyuta ulaşıyoruz. Ancak şu an sadece 3 uzay boyutu var. Uzunluk, genişlik ve yükseklik. matematikte ise boyut sınırı yok ve uzay çok daha fazla boyutlu da olabilir.

Fiziğie göre Einstein’ın görelilik teorisi il olarak akıllara gelir. Burada belirtelim bir detay var. Bu teori analitik geometriyi kullanıyor; başka bir ifadeyle matematik formüllerini çizerek gösteriyor.

Einstein bu üç boyuta zamanı da ekleyerek Evren’i 4 boyutlu eğri şeklinde öklit dışı bir geometri olan Riemann geometrisinde tanımlıyor. Kısaca bir açıklama yaparsak görelilik kuramı ile Riemann geometrisi arasındaki uyum ,başlangıçta yararsız bulunan Öklit dışı geometrilerin üstünlüğünün ilk adımını oluşturmuştur. Öklitçi ve Öklit dışı geometrileri daha genel bir geometrinin özel halleri olarak düşündüğümüzde kendi içlerinde tutarlı ve çelişkisiz oldukları , ayrıca uygulanabilirlik açısından Öklit dışı geometrilerin daha kullanışlı ve evrenimizdeki olgulara daha isabetli açıklamalar getirmeye yaradıkları sonucuna ulaşılabilmektedir…. Günümüzde ise bunu 4. boyutu bilinen tüm uzay boyutlarına aynı anda dik açı yapan bir üst boyut olarak tanımlayabiliriz .

Yıldızlararası filmini izlediyseniz zamanda yolculuğa izin veren dört boyutlu küp (filimdeki tabirle hiperküp) tüm kenarları 3Boyutlu küpün kenarlarına dik açı yapar. Ancak belirtmek isterim hiper küpün nasıl doluğunu düşünmek çok zor nedeni ise objeleri beynimizde sadece üç boyutlu olarak düşünebiliriz ya da canlandırabiliriz.. iki boyutlu kare, yüzeyi birbirine dik açılı olan dört tek boyutlu çizginin birleşmesiyle oluşuyor. Üç boyutlu küp ise birbirine dik açılı 6 kare yüzeyin birleşmesiyle oluşuyor. 4 boyutlu bir küpün de 3 boyutlu küpün altı kenarına tümüyle dik açı yapan yüzeylerden oluşması gerekiyor.

Bu konular bir tabirle kafa karıştırıcı olsa da İtalyan fizikçi Lisa Zyga Phys.org yayınlanan bir makalesinde Evren neden üç boyutlu sorusuna ilginç bir teoriyle “Gözlemlenebilir evren üç boyutlu; çünkü evrenin toplam enerjisi sadece üç uzay boyutu üretebiliyor. Büyük patlama anında ise enerji sonsuz veya sonsuza yakın yoğunluktaydı. Bu nedenle büyük patlama anında evrende sonsuz veya sonsuza yakın sayıda uzay boyutu vardı. Ancak, evren genişledikçe enerjinin yoğunluğu ve evrenin toplam enerjisi azaldı. Böylece gözlemlenebilir evrende sadece üç uzay boyutu oluştu.” şeklinde cevap vermişti..

İlk olarak 11 boyut kavramı bilimsel adıyla M-Kuramı Edward Witten (Princeton Üniversitesi) tarafından 1995 yılında, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yaptığı konuşmayla öne sürülmüştür.

M-Kuramı, Süper sicim kuramının yeni adı olarak kabul edilmiştir. İkinci Süpersicim Devrimi olarak da bilinir. Bu kuram 5 farklı Sicim Kuramı’nı birleştirmiştir ve 10 yerine 11 boyutlu bir evren resmi ortaya koymuştur. Şu an bilinen 3 boyutlu evrenimizi, çok daha büyük ölçülerde daha fazla boyuttan oluşan bir uzay-zaman içinde dolaşan üç boyutlu bir zar olarak tanımlar. İçinde yaşadığımız evrenin 11 ya da daha küçük boyutta bir uzay-zamanda bir ada (bir D-zar) olabileceği ve bu uzay-zamanda benzeri birçok evren olabileceği bu teoremle ortaya konuluyor.

Bu kuramdaki ilk gelişme. Kaliforniya Üniversitesi’nden Joseph Polchinski tarafından gerçekleştirildi. Polchinski, beş süpersicim kuramının üçünde de sicimlerden başka yüksek boyutlu cisimler olduğunu göstermişti. D-zar olarak adlandırılan bu cisimler, her zaman açık sicimin bittiği yerde bulunmaktadır. Böylece M-kuramının, çeşitli boyutlarda (0-zar=parçacık,1-zar=sicim,2-zar=zar,3-zar,….,9-zar) cisimleri içeren bir kuram olduğu anlaşılmıştır. Bu yeni kuramın en büyük başarısı, kara deliklerin D-zar kullanarak modellenmesiyle elde edildi. Çünkü genel görelilik kuramındaki kara deliklerle ilgili problemlerin (“bilginin kaybolması” paradoksu da dahil) M-kuramıyla çözülmesi ihtimali doğmuştur. Ilerleyen yıllarda D-zarlar, kuramsal yüksek enerji fiziğinden ve diğer birçok alanda da başarıyla kullanıldı… Konunun devamı ve çok daha fazlası belgeselimize…İyi seyirler…

 

(Visited 39 times, 1 visits today)

Bunlar da İlginizi Çekebilir.

YORUM EKLEYİN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir